ÜNLÜ SÜVARİLERİ HARP MEYDANLARINDA KAHRAMANCA DÖVÜŞEN TÜRK YİĞİTLERİNİN, HARMAN OLDUĞU DİYAR BOZOK YAYLASININ ÇOCUKLARI VAR OLUN" K. ATATÜRK



BoZoKBeYLeRi - Blogcu




« Önceki |

26/11/2008

Yozgat - Kültür ve Turizm





Yozgat yöresi bu güne kadar yapılan araştırmalara göre bir çok uygarlığı misafir etmiş eski bir yerleşim yeridir. Alişar höyüğü, Büyüknefes harabeleri, Kerkenes harabeleri, Mercimektepe ve Çengeltepe'de yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında Hititler, Frigler, Medler, Persler, Roma ve Bizans imparatorluklarının bu bölgede hüküm sürdükleri tespit edilmiştir. Bölge Hititlerden günümüze kadar çok önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bilhassa kuzey-güney ve doğu-batı yolları üzerinde bulunması, kültürün yayılması açısından önemini bir kat daha artırmıştır. Osmanlılar zamanında Sivas-Ankara yolu ile Kayseri-Sivas ticaret yolları bölgenin çevre yolu ile olduğu kadar doğu ve batı kültürleriyle ilişkisini de sağlamıştır.

Kültürü bir anlamda "Ulusların Yaşam Biçimi" olarak tanımlayacak olursak, yukarıda sayılan çeşitli uygarlıkların Yozgat'a katkılarını göz ardı edemeyiz. Tarihi kalıntıları, medrese ve camileri, köprüleri, konakları, sarayları, hamamları, edebiyatı, türküleri, manileri, yemekleri ve tabii güzellikleri ile bir kültür kenti olan Yozgat bütün bu güzelliklerini ülkemize ve dünyaya tanıtacak birikime sahiptir.

Anadolu halk edebiyatının bütün türlerindeki zengin yaratmalar Yozgat yöresine ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bölgeye mahsus deyimler, halk hikayeleri ve türküleri önemli bir yere sahiptir. Bu ağıt ve türkülerin en başta geleni ise Yozgat Sürmelisidir. Yöre insanının duygularına tercüman olan "Sürmeli" her yıl Haziran ayı ortalarında, içerisinde bir çok etkinliğin bulunduğu bir festival olarak kutlanmaktadır. Yozgat türkülerinde hasret, sevda ve hepsinden daha çok yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgatı en iyi anlatan türkü Yozgat Sürmelisi'dir. Sürmeli türküsünden bir dörtlük şöyledir:

Dersini almış da ediyor ezber Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler Bu dert beni iflah etmez, del eyler Benim dert çekmeye dermanım mı var

Yozgat halk oyunları bakımından da oldukça zengindir. 15 kadın, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır.

Kadın Oyunları: Çümbüş, davul zurna, tef, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanmaktadır. Kadın oyunlarından bazıları şunlardır; Burçak tarlası, kunduralım, narinlim, feyli turnam, dariney dariney, leblebici, loli, keçeçi baba, vıy vıy karanfil. Oyunlarda giyilen kıyafetler; üç etek, entari, şalvar, çorap, önlük, çarık ve bel boncuğu.

Erkek Oyunları: Yozgat ağırlaması, poppili, yerli gelin, cemo, çekirge, aynalı, kamalı ve sinsindir. Oyunlarda giyilen kıyafetler; göynek, delme yelek, potur, çorap, çarık, şal kuşak ve yağlık.

26/11/2008

Yozgat Hakkında

Yozgat il alanı, İç Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak Havzası ile Karadeniz Bölgesi'nin Çekerek Havzasına girer. 14.123 kilometre²'lik bir alan kapsayan il toprakları 34 02' ve 36 09' doğu boylamlarıyla, 38 54' ve 40 15' kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Bozok Platosu'nun yüksek tepelerinden birinin eteğinde kurulmuş olan il merkezinin yükseltisi 1320 metredir.

Yozgat İç Anadolu Bölgesi'nin Orta Kızılırmak bölümünde, Bozok Platosu üzerinde yer almaktadır. Kuzeyde; Çorum, Amasya, Tokat, Doğuda; Sivas, Güneyde; Kayseri, Nevşehir, Batıda; Kırşehir ve Kırıkkale illeri ile çevrilidir.

İlin doğu-batı uç noktaları arasındaki kuş uçuşu uzaklık 216 kilometre, kuzey-güney uç noktaları arasındaki uzaklık 144 kilometredir. Yozgat alan bakımından Türkiye'nin 15. ilidir.

Yozgat'ın merkez ilçe dahil olmak üzere toplam 14 ilçesi vardır. Bunlar; Akdağmadeni, Aydıncık, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan, Çekerek, Kadışehri, Saraykent, Sarıkaya, Sorgun, Şefaatli, Yenifakılı, Yerköy ve Merkez İlçedir

Kaynak: yozgat.gen.tr

26/11/2008

Sorgun'da Nüfus ve Ekonomi

İlçe genelinde nüfusun bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. Tarımsal işletmeler genelde küçük ve ora değerde olup, bunun yanı sıra kiracılık ve ortakçılık şeklindeki üretim de  yaygındır. İlçe bir tahıl ambarıdır. Az da olsa sulu tarımda yapıldığı halde daha çok kuru şartlarda hububat üretilmektedir. Birinci sırayı buğday alır. Bunu arpa ve çavdar üretimi izler. Bunları baklagillerden nohut, mercimek üretimi takip eder. İlçede şeker pancarı üretimi de oldukça fazla olup 1998 yılında Şeker Fabrikasının faaliyete geçmesi nedeniyle şeker pancarı üretimi oldukça artmıştır. İlçemizde bağ, bahçe ziraatı daha ziyade aile ve il içi tüketime yöneliktir. Bitkisel üretimin yanında hayvancılıkta önemli yer tutmaktadır. Tarımsal işletmelerin hemen hepsine hayvancılık teşvik uygulamaları ilçede modern hayvancılığa doğru gidişi hızlandırmıştır. Tabii, Sun’ i  tohumlama, ithal inek dağıtımı ile kaynak kullanımı destekleme fonundan teşvikle modern işletmeler kurulmasına çalışmaktadırlar.


İlçede kurulan yumurta ve et tavukçuluğu ile küçükbaş ve büyükbaş çiftlikleri her geçen gün çoğalmaktadır. İlçede gelişmeye paralel olarak şirketleşme ve kooperatifleşme çalışmalarında önemli artışlar kaydedilmiştir. İlçedeki kömür ocakları nakliyeciliğin, nakliyecilikte ticaretin hareketlenmesine sebep olmuştur. Yine ilçemizde küçük sanayi sitesi, taşıyıcılar kooperatifi, tuğla fabrikaları, gıda ve yem fabrikaları ilçe ekonomisinin gelişmesinde katkıda bulunmaktadırlar.
 

 2007 yılında yapılan Adrese Dayalı Kayıt Sistemi uygulamasının sonuçlarına göre İlçenin toplanm nüfusu; 83.931 (  Erkek: 41.784 , Kadın: 42.147) olup, bu nüfusun 44.027 si İlçe Merkezi"nde, 21.919 u kasabalarında ve 17.985 i köylerde yaşamaktadır.

S.NoBelediyelerin AdıNüfusuİleçeye Uzaklığı
 1 Sorgun Belediyesi 44027 35 - İle
 2 Ahmet Fakılı Kasabası 1221 23
 3 Araplı Kasabası 2027 26
 4 Bahadın Kasabası 3586 20
 5 Belencumafakılı Kasabası 2187 15
 6 Çiğdemli Kasabası 2943 13
 7 Doğankent Kasabası 2744 26
 8 Eymir Kasabası 2400 26
 9 Gedikhasanlı Kasabası 1153 33
 10 Gülşehri Kasabası 1799 33
 11 Karakız Kasabası 1859 17
  Toplam 65.946 
    
  Köyün Adı  
 1 Ağcın 133 16
 2 Akocak 185 20
 3 Akoluk 147 8
 4 Alcı 220 20
 5 Alişar 113 28
 6 Aşağıcumafakılı 536 8
 7 Aşağıemirler 191 31
 8 Aşağıkarahacılı 75 16
 9 Aşağıkarakaya 108 11
 10 Ayrıdam 196 7
 11 Ayvalı-Karlık 171 41
 12 Babalı 247 12
 13 Bağlarbaşı 87 7
 14 Boğazcumafakılı 190 10
 15 Büyükeynelli 227 21
 16 Büyükkışla 4 8
 17 Büyükören 143 39
 18 Büyüktaşlık 76 14
 19 Caferli 178 17
 20 Cihanşarlı 318 10
 21 Çakırhacılı 140 20
 22 Çamurlu 48 35
 23 Çatmasöğüt 303 6
 24 Çavuş 385 24
 25 Çayözü 83 12
 26 Dişli 418 11
 27 Doğanlı 519 25
 28 Emirhan 75 21
 29 Faraşlı 968 36
 30 Garipler 18 20
 31 Gevrek 609 24
 32 Gökiniş 95 30
 33 Gököz 271 20
 34 Gözbaba 258 16
 35 Güngören 61 40
 36 Günpınar 153 14
 37 Günyazı 484 43
 38 Halilfakılı 429 24
 39 İdrisli 35 15
 40 İkikara 157 4
 41 İncesu 461 21
 42 İsafakılı 296 25
 43 Kapaklı 250 36
 44 Karabalı 158 8
 45 Karaburun 89 16
 46 Karakocaoğlukış 27 17
 47 Karaveli 238 21
 48 Karalık 883 37
 49 Kayakışla 534 28
 50 Kepirce 88 18
 51 Keser 550 35
 52 Kodallı 101 21
 53 Kodallıçiftliği 18 18
 54 Küçükeynelli 83 32
 55 Küçükköhne 192 4
 56 Küçüktaşlık 89 15
 57 Külhüyük 961 15
 58 Mansuroğlu 142 27
 59 Mehmetbeyli 379 8
 60 Mirahor 275 14
 61 Moğallı 165 18
 62 Ocaklı 154 21
 63 Osmaniye 133 12
 64 Peyniryemez 139 15
 65 Sarıhacılı 79 19
 66 Sarıhamzalı 287 16
 67 Sivri 90 28
 68 Şahmuratlı 188 10
 69 Taşpınar 211 24
 70 Termezli 117 10
 71 Tiftik 81 22
 72 Tulum 116 28
 73 Tuzlacık 87 33
 74 Veliöldük 42 31
 75 Yaycılar 705 28
 76 Yaylalık 56 33
 77 Yazılıtaş 198 14
 78 Yukarıemirler 269 30
  Toplam 83931

26/11/2008

İklim ve Sosyal Yapısı

İç Anadolu bölgesinde Bozok  platosu üzerinde, doğu- batı istikametinde İzmir’den başlayıp, Türkiye’nin doğusunda  Gürbulak sınır kapısına kadar uzanan ve oradan İran’a kadar açılan E-88 karayolu, ilçe merkezinin içinden geçer. 16. y.y.’da 45 vergi nüfusuna sahip bir Ekinli iken bugün hızla gelişen, nüfusu köylerle birlikte yüz yirmi bini aşan, Yozgat’ın en büyük ilçesi olmuştur.


Coğrafi bakımdan il merkezine ve başkente yakın olması dolayısıyla çevresi ile kolay ilişki kurabilme şansına ve diğer bazı ilçelere merkez olma duruma sahiptir. Konumu itibariyle, 34-36 derece ve 10 dakika doğu meridyenleri ( boylamı) ile, 39-40 derece ve 15 dakika kuzey paralelleri arasında yer alır.  İl merkezine 35 km. uzaklıktadır. İlçe; doğudan Akdağmadeni ve Saraykent, güneyden Sarıkaya, kuzeyden Çorum- Aydıncık- Çekerek, batıdan Yozgat ile çevrili olup ve yüz ölçümü 1769 km. kare olup deniz seviyesinden 950 metre yüksekliktedir.Yozgat çevresi arazisi eski bir temele dayandığı, buradaki  kırılmalardan anlaşılmaktadır. Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar 3. zamanda kırılarak oluşurken, Orta Anadolu’ muzun bu yerlerinde kırılmalar oluşmuştur ki, Sorgun sıcak su kaynakları buradaki yer kabuğu kırılma olayının bir delilidir. Yöre yer altı suyu bakımından zengindir. Sorgun- Akdağmadeni çizgisinin  güneyi 3. derecede deprem kuşağı üzerinde yer alması ile ilçemiz yerleşim yönünden şanslıdır.Bozok Yaylası’nın geniş plato sahası içerisinde yer alan ilçe arazisine tamamen düzlük hakimdir. İlçenin kuzeydoğusu dağlık araziye sahiptir. Meselâ; Eymir Yaylası İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında doğal dağlık bir sınır oluşur. Bölgede yükselen tepeler fazla ve yüksek değildir. İlçenin güneyindeki Kerkenez Dağları’nın devamı olan aşınmış tepeler, Üç tepeler bulunur. Hafif engebeler kuzeye gittikçe yükselir. Sivri, Halil Baba, Durali Baba, ilçenin en yüksek  yerleri olarak  sayılır. İlçenin güneyinden geçen “ Eğriöz Çayı” kuzeyinden gelen “ Delibaş Çayı” Sorgun’ un içinde birleşerek en büyük akarsuyunu oluşturur. Eğriöz Çayı, Konak suyunun bir kolu olup 65 km. uzunluğundadır. İlçe sınırları arasında yapılan göletler şunlardır: Dişli, Yaycılar, Doğankent, Karakaya ve İki kara göletleridir.İlçemizde il genelinde olduğu gibi tipik Anadolu iklimi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve sert olan kara iklimi hüküm sürer. Kuraklık ve step bitki örtüsü yörenin tanıtıçı özelliklerindendir.Yöre yer altı suyu bakımından zengindir.ve Ağustos sıcak ve kurak aylardır. Yılın en soğuk ayı Ocak’tır. Kış ve ilkbahar yağışlı mevsimlerdir. Kışlar kar yağışı şeklinde olur. Sorgun’ un 10,504 hektarlık alanı ormanla kaplıdır. Kuralık sonucu tabi bitki örtüsü bozkır halindedir. İlçenin kuzey ve kuzey- doğusu, Eymir- Gökiniş-  Karalık- Gevrek- Araplı çizgisinde meşelik azda olsa çam ormanları vardır. Ayrıca ilçe genelinde derelerin kenarları kavak ve söğüt ağaçlarla çevrilidir. Suyu bol bazı köylerde projeli kavaklıklar kurulmuştur. Elma, armut, ceviz, erik, kaysı, iğde gibi ağaçlarda yetiştirilmektedir.
 

26/11/2008

Sorgun Tarihi-Kültürü


Anadolu, birçok  göçlere sahne olması, burada birçok devletlerin kurulması ve önemli medeniyetlerin yer alması bakımından dünya tarihinde özel bir değer taşır. Bölgemiz ise bu önemli ülkenin düğüm noktasını teşkil eder. M. Ö. 230’dan sonra, daha önce balkanlardan Anadolu’ya geçmiş olan Galatlar, İç Anadolu’ya yerleştiler. M.Ö.  ikinci asırda, Romalılar birçok fırsattan ustalıkla istifade ederek, “ Asya Eyaleti” ni genişlettiler ve bütün Anadolu’yla beraber bölgemizi de ele geçirdiler. İlçemizde Alişar ve Kerkenez Dağı’nda yapılan inceleme ve kazılarla “ Hitit ve Eski Devirlere” ait daha sağlıklı bilgiler elde edinilmiştir.(Ayrıntılı bilgi ve resim  için burayı tıklayınız)


M.Ö. 395 yılında, Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Anadolu ve dolayısıyla bölgemiz, Doğu İmparatorluğu’nun (Bizans’ın) payına düştü. Bizanslılar zamanında bu bölgenin “ Pitriya” adıyla anıldığı rivayet edilmektedir. Bu bölge 1071 Malazgirt zaferinden  sonra Türk topraklarına katılmıştır. Önceleri merkezi İznik olarak kurulan (1075 ) Türk Devleti’ ne bağlı Kayseri Beyliği’nin sınırları içerisindeyken, 1127’ den sonra Anadolu Selçuklu Devleti’ne tabii Danişmend Oğulları Beyliği’nin topraklarına katılmıştır. Şeyh Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin halifelerinden Emirci Sultan ( Lakabı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi, bu dönemde gelerek bölgenin islâmlaşmasında büyük hizmetler vermiştir. Salmanlı,  Danışman ( Danışman Çiftliği)  Cihanşarlı köyü arazisi içindedir. vs. gibi aile ve köy isimleri Danışmendlilerden gelmektedir. Bölge 12.y.y.’ da ikinci Kılıçarslan Danışmendlilerin hakimiyetine  son verince, Selçuklu hakimiyetine girmiştir.


“ Boz Ok, bilindiği gibi, 24 boydan meydana gelen Oğuzeli’nin oniki boyunun umumi adıdır. Oğuzlar Anadoluya geldiklerinde söz konusu kol teşkilatını da uzun bir süre devam ettirdiler. Türkiye’nin hemen her bölgesinde Boz Ok ve Üç Ok kollarına mensup oymaklar yan yana yurt tutmuşlardır. Ancak Yozgat ve ona komşu bazı yörelerde daha ziyade Boz Oklu oymakların, Çukurova’da da Üç okların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür. Bunun bir neticesi olarak adı geçen bölgelerdeki oymaklar  uzun bir zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz Ok ve Üç Ok adlarıyla anılmıştır. Böylece Boz Ok bir müddet Yozgat ve ona komşu bazı yörelerdeki oymak tarafından taşındıktan sonra bölgenin adı olmuş ve bu cumhuriyet devrine kadar gelmiştir.” Dulkadir Beyliği’nin 1522’de yıkılması üzerine bölgenin hakimiyeti, Osmanlı devletinin himayesine girmiştir. Çelebi Mehmet zamanında Yozgat, Sorgun ve komşu mahallelere yerleşen birçok oymak vardı. Asıl Boz Ok kazası nihayetlerini Batlı, Kara Dere, Aşağı Konak, Sorgun, Delice Öz, Selmanlu ve Ak dağ kazası nihayetlerini de Yukarı Konak, Alikı, Ak Dağ, Boğazlıyan, Gedik ve Çubuk teşkil etmektedir. Bu nahiyelerin sınırları kesin olarak tespit etmek oldukça müşküldür.


Sorkun(Sorgun):Burası aşağı yukarı bugünkü Sorgun kazasına tekabül etmektedir. Bu nahiyede “Kemhalu, İncesu, Karaca Eymir, Eşel meydanı, Üç Köyü, Arap deresi ( hepsi Zâkirli oymadığından, Kamber Pınarı ( Tatar’dan) Kancık,  Key Geldi, İğdeli Pınar ( Kızıl Kocalu’ dan, ) Kırk Pınar Karaca Viran her ikisi de Selmalu’dan ), Kara Pınar, Dede Fakih, Göl Kavak, Alişar Dede,  İsmail Viran’ı  Orta Viran, Kasın Viran, (hepsi Ağaçlu’nun Közcü obasından ) Budak Fakih, Peynir Yemez, Kara Hacılu ( hepsi ta oymağından,)Kızılca Kışla Aygudulu, Maksudlu, ( diğer adı: Yen Beğlü), Ağaç Kaya ( diğer adı: Piri Fakihli tat), Karaca Kosuk ve Sar Günü (her ikisi Çurgardan)”...Sorgun 16. y.y.’da Anadolu’ya yerleşen boylardan, KAYI BOYU’ na ait, BOZOK SANCAĞI’ na bağlı, vasfı EKİNLİK olarak gösterilen, 45 vergi nufusuna sahip bir yerleşim yeridir.


Zâkirlu: Zâkirlular,Yozgat’ın doğusunda,Sorgun yöresinde yaşamakta ve yala Hacılu, Ramazanlu, Orhan Hacılu, Emir Gazilu ve daha birçok obalara ayrılmakta idiler. Bu boya mensup bir beğin Safeviler ile yapılan savaşlarda öldüğünü biliyoruz. Sorgun’da Zâkiru ve Kızıl Kocalu gibi her iki oymakta yaşamaktadır.


“XVI.Y.y. başından itibaren bir sancak olarak bilinen Bozok, Sivas eyaletine bağlıydı. Sancağın idaresinden itibaren başta sancak beyi olmak üzere kadı, çeribaşı, alaybeyi, sipahi kathadü yeri ve yeniçeri serdarı sorumluydu. XXII. y.y. ortasında 1 has, 19 zeamet ve 731, tımarı bulunan Bozok’ tan sefer zamanı sancakbeyinin askerleri ve tımarlı sipahilerle birlikte 1100 kişilik bir kuvvet cepheye gönderilebilmekteydi. Sancağın kazaları Sorgun, Akdağ, Hüseyinova , Budaközü, Beşiközü, Kızılocalu, Gedük, Çubuk, Emlâk, Boğazlıyan, Süleymanlı-i Sağır ve Han- ı Cedit’ten ibaretti. Bozok bölgesinde yaşayan eşkiya ve âsi konargöçenlerden oldukça zulüm, ve zarar görüyorlardı. Bunun üzerine XVII. Y.y. sonlarında Mamalü aşiretine Bozok’u eşkiyadan korumakla vazifelendirildi. 1715-1718 yıllarına gelindiğinde ise kapısız leventler bölgede eşkiyalık faaliyetleri sürdürüyorlardı.


Çapanoğulları’nın Menşei: Çapanoğulları’ nın ve Bozok sancağı’na yerleşmeleri hakkında bilinenler rivayetten öteye gitmemekte ve belgeye dayanmamaktadır. Bu ailelerin menşeini Marhalu, Çapanlu, Teke, Bayat, Cerit ve kara papaklara bağlayan rivayet farziyeler vardır. Belgeye dayanmamasına rağmen Çapanoğulları’nın Mamalu Türkmenleri’nden olmaları kuvvetli bir ihtimaldir. Ailenin adı geçen oymak voyvodalığını üzerine bulunması ve fertlerin tehlikeler karşısında aynı oymağa sığınmaları bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Çapanoğulları Çapan Ömer Ağa’nın  ölüm yılı olan 1704’ten önce Bozok bölgesine yerleştikleri kesindir. Rivayetlere göre 1650’lerde Horosan’dan ayrılan Çapanoğulları, Sam civarında bırakıp Bozok’u yurt edindiler. Osmanlı hükümeti, 1696’da aldığı bir kararla Bozok bölgesine Mamalu Türkmen oymaklarının iskanını başlattı. Buraya yerleştiren oymaklar arasında Çapanoğulları’ nın bulunduğu düşünüle bilinir.


Yozgat bilhassa 93 (1877-1878) harbi, 1, ve 2, balkan harpleri ve 1. Dünya Harbi esasında; savaşa  asker göndermesi, ordunun iâşesini temin etmesi bakımından birçok fedekârlıklar gösterdiği gibi bu savaşlarda istila edilen bölgelerden çıkıp gelen insanları barındırması bakımından da ayrı bir yere sahiptir. Milli mücadele döneminde, itilaf devletlerinin hile ve tertiplerinin tesirleri Yozgat’ta da görülmektedir. Bu hile ve tertipler arasında Ermeni Cemiyetleri’nin faaliyetleri ve zulmü ile, İngilizler tarafından halkın inançlarının istismarını saymak mümkündür. Yozgat, Milli Mücâdele yıllarında istilaya uğramayan illerimizden biridir. Onun için, bir Urfa, bir Maraş gibi kahramanlıklarını dünyaya duyuramamıştır. Fakat savaşın bütün acılarını ve sıkıntılarını çekmiştir.Cephe gerisi yapılması gereken her fedekârlığı yapmıştır. Çapanoğlu isyanı’ nın lideri durumunda olan Edip Celal ve Halit Beyler, Çapanoğlu Süleyman Bey’in üçüncü göbekten torunları olan Hacı Osman Nuri Bey’in oğullarıdır. Hacı Osman Bey’in dördüncü oğlu olan Salih Bey ise, bu hadisenin tamamen dışında kalmıştır.
Bölgede bu menfi propagandaların tesiriyle birçok Çapanoğlu isyanı husule gelmiş, bu isyanlar sebebiyle halkın tamamı isyankâr olarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Halbuki bu isyan, söz konusu bu aileden üç kişinin iştirakiyle ortaya çıkmıştır. Halkın bu isyanla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eğer Kuvâ-yi Milliye‘nin maksadı, Anadolu’nun her tarafına iyice anlatılmış olunsaydı, belki  de  böyle bir isyan zuhur etmeyecekti. İsyanın iki saat gibi çok kısa bir zamanda bastırılması da  bu hareketin ne kadar küçük bir hareket olduğunu göstermektedir. Çapanoğullar, 13 Haziran 1920’de Sorgun (Köhne) Nahiyesi’ni basarak, buraya hakim olup, 14 Haziranda da Yozgat’ı ele geçirirler. Yozgat’a girenlerin elebaşları  arasında, Çapanoğlu Celal, Mahmut, İhsan, Muhlis gibi kişiler  bulunmaktaydı. Zaten olayı organize edenlerde bunlardı. Atatürk Çapanoğulları İsyan hareketinde T.B.M.M.’de söyle izah etmiştir:“ Çapanoğulları’ndan Celal, Edip beyler, Aynacıoğulları ve Deli Ömer gibi birtakım eşkiyayı baylarına toplayarak 13 Haziran’da  Sorgun, 14 Haziran’da Yozgat’ı istilâ ederek, büyük bir mıntıkaya hâkim oldular...” 19 haziran 1920’de Genelkurmay’ın verdiği bir emir ile, isyan bölgesinde toplanmış âsi kuvvetleri dağıtılıp, isyanın kışkırtıcılarını cezalandırmak için Ethem Bey’in görevlendirilmesine karar verildi. Çerkez Ethem, Yozgat’a tamamen hâkim olduktan sonra, daha önceki dönemlerde yaptığı gibi, şimdiki askerlik Şubesi binasında Hiyanet-i Vataniye Kanunu’na dayanarak Askeri Mahkeme Kurarak, isyanda rolü bulunanları cezalandırmıştır. Çerkez Ethem Yozgat’tan sonra Sorgun ve Alaca’da da âsilerin isyanını bastırdı. Yozgat- Alaca yolu üzerindeki Arapseyfi’ de toplanan isyancıları da bertaraf ederek Yozgat’taki isyan direnişini kırdı.Milli kütüphane arşivlerinde yapılan taramalarda ele geçen salnamelere göre (1874,1887,1898 ve 1905 sayılı) merkez ilçesine bağlı bir bucak olduğu görülmektedir. T.B.M. Meclisi’nin ikinci dönem 30 Mayız 1926 tarihinde kabul edilin 877 Sayılı Teşkilât’ı Mülkiyye  kanunu ile Resmi Gazete ‘de yayım tarihi olan 26 Haziran 1926’da ilçe olmuştur. Bu kanunun altında o dönemde milletvekili olan şu kişilerin imzası bulunmaktadır: Avni DOĞAN, Ahmet Hamdi Bey, Salih Bozok ve Süleyman Sırrı İçöz, Bu tarihten sonra halk arasında KÖHNE-İ  KEBİR olarak bilinen ( Büyük Köhne) ilçemiz Sorgun adıyla anılmaya başlanmıştır. Bir ara ilçeye, Söğütlük ve Yeşilova dendiği de bilinmektedir.


Adı hakkında ileri sürülen rivayetlerden birine göre; Sorgun ismi “ Sor da Kon” dan gelmektedir. Türklere Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zafer’ in den sonra Selçukluların bir kolu olan “Gani Baba, Halil Baba, Baba-Ali ve Bedir Baba” adlarındaki komutanlar birbiri arkasından bu bölgeyi işgâl etmişlerdir. Burayı fetheden Bedir Baba Kuvvetlerinin arkasından gelen komutan, Bedir Babaya şöyle seslenir;


“ Bedir, sen konacağın yeri bilmiyorsun. Konacağın yeri “ SOR DA KON”, geldin de Cenevizlilerin pisliğine mi kondun”. İşte ondan sonradır ki “ Sor da Kon” sözü zamanla “ SORGUN” şeklinde konuşulur ve yazılır.

Arkadaşlarım

Blogcu ile yapıldı